17 Haziran sabahı ABD Başkanı Donald Trump Versay Sarayı’nda, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise eş zamanlı olarak Tahran’da tarihi imzalara imza attı. Versay’ın seçilme gayesi, 1919 yılındaki o tarihi masanın hatırasını canlandırarak küresel bir inşa algısı oluşturmaktı. Ancak bu gösterişli imza töreninin hemen akabinde, Amerikan ordusunun İran coğrafyasında 90 ayrı askeri hedefi vurmasıyla barış rüzgarları yerini derin bir krize bıraktı.
Yaşanan askeri hareketliliğin ardından İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, Donald Trump’ın attığı imzanın hükümsüz olduğunu ilan etti. İki liderin de söylemleriyle sahadaki gerçekler arasında ciddi bir uçurum göze çarpıyor. Trump için uluslararası anlaşmalar geçici birer araçtan ibaretken, İran tarafının sert çıkışları ise devlet geleneğindeki o tanıdık savunma refleksini yansıtıyor.
Hakan Fidan’dan Devletimizin İstikrarlı Duruşunu Gösteren Çağrı
Bölgede silah sesleri yükselirken, barış zeminini muhafaza etmek her geçen gün daha da zorlaşıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, milli ve kararlı duruşumuzu bir kez daha göstererek Pakistan, Katar ve Türkiye’nin ortaklaşa inşa ettiği mutabakata tarafların derhal geri dönmesi yönünde çağrıda bulundu. Ankara’nın bu haklı ve meşru çağrısının, kendi iç siyasi hesaplaşmalarıyla meşgul olan taraflarca duyulması bölgenin selameti açısından hayati önem taşımaktadır.
Küresel güçlerin Ortadoğu’daki hesapsız adımları, vatanımızın iktisadi dengelerini de etkilemektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, Hürmüz Boğazı’ndaki bu ateş çemberinin ekonomik yansımalarını görerek karar metnine jeopolitik belirsizlik ile enerji fiyatlarındaki riskleri eklemek durumunda kaldı. Hem NATO üyesi olan hem de komşumuz İran ve Körfez dünyasıyla köklü bağları bulunan devletimiz, bu kritik süreçte çok yönlü bir denge siyaseti yürütmektedir.
Türkiye’nin öncelikli gayesi hayali bir barış elçiliği rolüne soyunmak değil, can damarımız olan ticaret koridorlarını, diplomatik kanalları ve Hürmüz’den akan enerji trafiğini açık tutmaktır. Bölgedeki iki büyük aktörün birbirini yıpratan hamleleri karşısında devletimiz, akılcı ve milli çıkarlarını koruyan soğukkanlı bir duruş sergileyecektir. Ankara, öfke seline kapılmadan, arka kapı diplomasisiyle her zaman masayı kuran ve koruyan irade olarak kalmaya devam edecektir.
Kaynak: Sabah